31 Ekim 2011 Pazartesi

Bu da Defne’me gelsin…

Sana haksızlık olmasın küçüğüm. Biliyorum aradan çok zaman geçti ama ben senin için az şey yazdım. Az şey yaşadığımızdan değil aslında. Çok şey yaşıyoruz, pek çok ilklerini yaşıyorsun ama herşey o kadar hızlı geçiyor ki, sabah olmuş derken, akşam sizi yatırdıktan sonra kendimi kanepeye atmış olarak buluyorum. Artık bu yazıyı telafi yazısı olarak kabul edelim. Seni en son buraya yazdığımda emziğinle yaptığın küçük muzır oyunları yazmışım. Üzerinden dolu dolu altı ay geçmiş. 9 ayını devirmişsin. İlk yaşına doğru hızlı adımlarla ilerliyorsun. 5,5 aylıkken sürünmeye, 6,5 aylıkken emeklemeye, 7,5 aylıkken destekle ayakta durmaya, 8,5 aylıkken merdiven tırmanmaya başladın. Bunların hepsi senin için çok önemli gelişmeler ama bir o kadar da tehlikeli. O yüzden de artık gözümüz hep üzerinde olmak zorunda yoksa o muzur parmaklar hep bir şeyler peşinde yakalanıyor.  Eskisi gibi somurtmayan, bize bol bol gülücükler dağıtan o şirin ağzında alttan çıkmış iki adet fındık dişin var. Pek sevdiğin ablanın sana daha doğmadan önce aldığı uyku arkadaşın ayıcık olmadan uyumuyorsun. Artık bilmem ablan aldığı için anlam mı yükledin!! İştahın yerinde, keyfin yerinde ve en önemlisi sağlığın yerinde.

image

Hiç yorum yok: