6 Nisan 2010 Salı

Dordrecht Günceleri I

 DSC_0801

Cemre düştüğünden beri içimiz kıpır kıpır. Akdeniz insanıyız ya, bir türlü sevemedik kuzey ülkelerinin kışlarını. Cemre düştüğünde somut bir ses çıkarmıyor ama bizim içimizde çalan “gezelim, gezelim…!” sesi Dordrecht’e doğru yola koyulunca somut bir eyleme dönüştü.

Dordrecht Hollanda’nın en görülesi yerlerinden biri olarak geçmiyor aslında ama bizim öncelikli tercih etme sebebimiz bizim oturduğumuz şehre yakın oluşuydu. Fazla bir beklentiyle gitmediğimiz Dordrecht’ten, umduğumuzdan fazlasını bulmuş olmanın verdiği bir keyifle döndük. 

DSC_0802

Öncelikle şehirle ilgili turistik bilgileri almak için turizm ofisine uğradık. Küçük, ama bizim için yeterli olan broşürümüzü alıp, yürümeye koyulduk. İlk durağımız şehrin alışveriş merkezinde kurulmuş olan pazar yeri oldu. Hafta içi zaman zaman  benim pazarlara yolum düşsede, ailecek ilk defa pazarda bulunduk. Genelde öğlen saat 12’de pazarlar toplandığı için hiç düşünmeden lalerimi aldım sepetime koydum. Sepetimi lalelerle doldursam da aklım başka başka renklerde, cinslerde kalmış olarak yürümeye devam ettik.

Burnuma gelen kızarmış balık kokusundan yakınlarda bir yerde balıkçıların olduğunu anladım. Burnum yanılmamış, kokuyu takip ederek kendimizi balık pişiricisinin önünde bulduk. Yağda kızarmış şeyleri yemeğe bayılan Hollanda’lılara ayak uydurarak, aile boyu kızarmış balığımızla midyemizi midelerimize indirirken, Hollandalı’ların kızarmış balık kadar yemeğe bayıldıkları çiğ balığı yemelerine gözümüzün dibinde tanık olduk.

DSC_0800

Karnımız biraz doyunca gözümüz açılmış olacak ki, pişmemiş balıkların satıldığı bölümde Hollanda’da pek yaygın olmayan kafalı kuyruklu balıkların satılmakta olduğunu fark ettik. Akdeniz kanı var demiştim ya, balık almadan yola devam etmek düşünülemezdi. Sepete balıkları da koyunca artık biraz daha turistik gezinebileceğimize karar verip, broşürümüzde belirtilen turistik kırmızı yürüme yolunu takip etmeye başladık.

Kırmızı yol hikayemi bir başka yazıma bırakırken, ben, müsadenizle, yağmura rağmen mangalda pişirdiğimiz levreğimi yemeğe ve yanında da rakı tokuşturmaya gidiyorum. Sağlığa…

3 yorum:

Dudu dedi ki...

ee bi arada amsterdam'a yolunuzu dusurun artik :)

beste dedi ki...

normandiya'ya da dussun yolunuz:) gezi zamani geldi; kim tutar bizi:)

Zeynep Gemalmaz Çelik dedi ki...

Dudu, neden olmasın, düşürelim değil mi:)

Beste, Normandiya biraz uzak düşer ama kim tutar bizi, belki oraya bile düşer yolumuz bir gün.