17 Mart 2010 Çarşamba

İlk kayak

Yavaş yavaş elimi blogdan iyice çekmekte olduğumu fark ettiğim şu son zamanlarda kocamın kızımız için düşündüğü bir şey, beni yeniden yazmaya döndürdü. Babası acaba hatırlar mı bugünleri diye düşünüyordu. O kadar keyifli, o kadar eğlenceli ve o kadar unutulmaz bir tatil olmalıydı ki onun küçük aklında, biz bile onun yerine düşünür olduk, acaba hatırlar mı, diye. Bence hatırlamaz; ama en azından bu güzel satırları okurken, bu güzel resimlere bakarken, hatırlarmış gibi oluverir. Bize de böyle olmamış mıydı? Çocukluğumuzla ilgili anlatılan anılar bir süre sonra hafızamızda o kadar yer etti ki, hatırlamasak bile yaşamış olduğumuzu hissettik. En güzel hatıralar, kopamadığımız anlar, kokular, olaylar, yerler, kişiler hep bizi çocukluğumuza götürmedi mi? İşte bizde çocuğumuzun aklında yer etmesini arzu ettiğimiz bir tatil geçirdik. DSC_0677DSC_0673

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Lara hayatının ilklerini yaşamaya devam ediyor. En sevdiği şeyler arasında televizyon seyredip, atıştırma yemek olduğunu açıkça ilan eden Lara, beklenmedik bir performans sergiledi. Bunun da en önemli sebebi hız tutkusu olmalı. Bisiklete binerken, scooter yaparken, buz pateni denerken bile roket gibi gitmek isteyen bir kızımız var. Allah sonunu hayırlı etsin:) Kayakları da o hevesle geçirdi ayağına. Heves dediğime bakmayın söylenmesi bir an bile eksik olmadı. Botlar çok sertmiş, neden pamuk gibi olamıyormuş, kasklardan nefret edermiş, gözlükler de gözünü sıkıyormuş diye saatlerce uzayıp gidebilir söylenmeleri. Onu öğretmenine teslim edip olay yerinden uzaklaşana kadar saniyede onlarca şeye söylenebiliyordu. Neyse ki kayak kıyafetlerinin sağladığı doğal kamuflajla köyün içinde onu uzaktan gözetlediğimizde söylenmelerin sadece bize olduğunu gördük ve içimiz rahat olay yerinden uzaklaştık. 

Olaylara olumsuz tarafından bakmak insanın doğasında olan birşey sanırım. Zaman içerisinde kimileri kendilerini eğitebiliyor, kimileri de oldukları gibi kalıyor. Lara’nın daha hayatının başında olduğunu düşünürsek daha kendini eğitebileceği uzun yıllar olduğuna inanıyorum. Ama uzun yıllar var diye zamana yaymamasında da fayda var. Neticede sürekli kara gözlüklerin arkasından bakan bir Lara hiç çekilmiyor. Tatilin başında Hollanda’daki okulunu, arkadaşlarını, öğretmenlerini özleyeceğini söyleyerek dağdaki okula gitmeyi reddediyordu. Tatilin sonuna doğru artık geri dönme zamanının yaklaştığına dair sinyaller vermeye başladığımızda da bu okulu çok sevdiğini, karlardan ayrılmasının mümkün olmadığını, daha öğretmenlerinin adını bile öğrenemediğini söylemeye başladı. Son noktayı da “sonlardan nefret ederim” diyerek koydu. 

 DSC04417

İşte son noktayı koyacağımız son güne geldiğimizde, karı koca dağların kayılabilecek en yüksek noktasından, güle oynaya Lara’yı okulundan almaya  gittiğimizde kocaman bir süprizle karşılaştık. Lara’nın kayak öğretmeni Lara’yı bir haftalık başarısından dolayı “Snowman” madalyasıyla ödüllendirmişti. Bundan sonraki kayak gelişmelerini de kayıt altına almak için ona bir defter vermişti. Hoşumuza gitti, gururlandık, anne ve babayız ne de olsa. İlk adımı, ilk kelimesi heyecanlandırıyor da, neden sonraki ilkleri kanıksamaya başlıyoruz acaba? Bunu da kanıksamamız gereken ilklerin arasına alabilmek içindir bütün bu çabam. Güzel kayışlar dilerim kızım, güven içerisinde, keyif dolu güzel kayışlar…  

DSC_0686

3 yorum:

Eliza Doolittle dedi ki...

Ayayayay
Evde bi tane bundan olsa ben de blog mlog takmam valla :) Masallah gul yuzlu Snowman yavruya...

beste dedi ki...

fistik fistik pembisleriyle annenin pembeleride gozden kacmiyor:))

Zeynep Gemalmaz Çelik dedi ki...

Eliza, doğru diyosun. Her eve lazım:)

Beste, pembe bu ara anne kız favori rengimiz oldu. Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Hınzır yavru beni de yoldan çıkardı:)