10 Şubat 2010 Çarşamba

Neden ben diye sormayın

Bugün kocaman bir alıntı yapıyorum. İçimden öyle geldi. Hoşuma o kadar gitti ki; gelen, giden, silinen, iletilen e-postaların arasında yabana gitsin istemedim.

Efsane Wimbledon'un ilk zenci şampiyonu Arthur Ashe kan naklinden kaptığı AIDS'den ölüm döşeğindeydi..

Dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı. Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu:
- Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?

Arthur Ashe cevap verdi:
- Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar. 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir. 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50'si Wimbledon'a kadar gelir, 4'ü yarı finale, 2'si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı'ya 'Neden ben?' diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Tanrı'ya nasıl 'Niye ben' derim? Mutluluk insanı tatlı yapar. Başarı ışıltılı... Zorluklar güçlü... Hüzün insanı insan yapar, Yenilgi mütevazı... Tanrı'ya asla 'Neden ben?' diye sormayın. Ne olacaksa olur...

...Arthur Ashe

5 yorum:

Lale dedi ki...

çok hoş dimi zeyno normalde böyle mailler çok gelir ve genelde forward etmem ama bunu çocuk yogası eğitmenim yolladı ve okuyunca bayıldım en sevdiklerime yolladım....
öptüm seni

Zeynep Gemalmaz Çelik dedi ki...

Evet Laloş, çok hoşuma gitti. Ömrüm boyunca unutmam artık:)

DUSBAHCESI dedi ki...

Kort maar krachtig!

Bulut dedi ki...

Her insanın kendi hayatına uygulaması ve ders alması gereken harika bir anekdot. Daha önce okumuştum fakat bir de burada okuyunca iyi şeyleri sorgusuz kabullenip, olumsuzluklar karşısında "Neden ben?" duruşunu sergilemememiz gerektiğine karar veriyorum. Nasihatlarla musibetler hayatımızı şekillendirmekte yardımcı oluyor bazen. Güzel paylaşımdı, teşekkürler...

Zeynep Gemalmaz Çelik dedi ki...

Dusbahcesi ve Bulut; teşekkürler yorumlarınız için.