4 Temmuz 2009 Cumartesi

Haftasonu kaçamağı: Kemerburgaz

İstanbul içi küçük bir kaçamak yaşadık. Uzak değil, bilmediğimiz bir yer hiç değil aslında. Eskiden oturduğumuz, hala anılarını silemediğimiz bir semte, Kemerburgaz’a misafir gittik bu sefer.

Bir acayip oldum. Bir sene öncesine kadar içinden biriyken, oradaki hayatın bir parçasıyken; şimdi herşeye kısa süreli, dışarıdan, bir yabancı gibi bakmak içimi acıttı.

İstanbul’un pek çok semtine göre oturanlarına çok daha kolay bir yaşam sağlayan bir semti oluverdi. Türkiye’nin bir gerçeği olan, ama aynı zamanda insanların üç maymunu oynamayı tercih ettiği öbür yüzünden uzakta, duvarlarla çevrilmiş, kapılarında güvenlikçilerin nöbet tuttuğu, küçüklü büyüklü sitelerin yer aldığı Kemerburgaz.

2007’nin martıydı Kemerburgaz’a taşındığımızda. Severek ve güzel hayallerle taşındığımızda evimize, çok uzun soluklu olacağını düşünüyorduk yeni yaşam alanımızdaki yaşantımızın. Ama hayat, günü yaşamamızı öğütlermişcesine uzun yıllar yaşarız diye hayal ettiğimiz evimizden bir başka güzel vesile için taşınmamızı uygun görmüş bizden habersiz. 2008’in Ağustos ayıydı, güzel evimizle, sevdiğimiz dostlarımızla, komşularımızla vedalaşıp, döndük yüzümüzü başka bir yola.

Bugüne nasipmiş her zaman gittiğim yoldan bir yabancı gibi yavaş yavaş Kemerburgaz’a yol almak. İçimi ısıttı, eski günleri yad ettirdi, keyfime keyif kattı, gözlerimi yaşarttı. 

DSC01121  DSC_0410

(Lara Kemerburgaz’a taşındığı zaman – Lara Kemerburgaz’da bir misafir)