29 Aralık 2009 Salı

Güle güle 2009

Karın beyaza bürüdüğü otoyol boyunca arabamız ilerlerken, derin düşüncelere dalmıştım. Bir seneyi daha geride bırakıyoruz, ne kadar da çabuk geçti bu sene, diye düşünüyordum. Birden geçen sene bu zamanlara gidiverdim. Her zaman yılbaşı masamızdan eksik olmayan dedemin, bu sene bizimle olamayacağını, her yılbaşında ne kadar şanslı bir insan olduğunu, bizlerinde en az onun kadar şanslı olmamızı dilediği güzel konuşmasını boynunu hafifçe yana eğerek, tebessümle tamamlayamayacağını düşününce sessiz göz yaşlarına boğuldum. İşte bu göz yaşları ve içimdeki burukluk da beni aldı geride bıraktığımız senenin muhakemesini yapmaya götürdü.


Bloguma…


Geçtiğimiz sene boyunca, bloguma dolu dolu, doya doya yazı yazar oldum. Haftalarca arkadaş yüzü görmeden, iki kelam etmeden geçirdiğim zamanlarda bir tür iç dökme ihtiyacı olarak başladım yazmaya. Yazmanın da, konuşmak kadar insanın içini rahatlattığını fark ettim. Uzunca bir süre ruhuma ilaç olarak kullandıktan sonra, zaman içerisinde hayatımın en güzel anlarına ışık tutan bir kaynakça yarattığımı fark ettim. Üzerinden aylar geçip de, geriye dönüp falanca zamanda ne yapıyormuşum diye dönüp bakar oldum. Lara’nın zaman içerisinde hafızalardan silinebilecek anılarını kaleme aldığım bir yer oldu. Yazmanın, kelimelerle oynamanın, hatıraları kaleme almanın ne kadar keyifli bir uğraş olduğunu fark eder oldum.


Masal kitabıma…


Yazı yazmanın verdiği keyfi fark edince, kızıma blogtaki yazılarımın dışında birşey bırakmak arzusuyla çıktım yola. Zorlu ve uzun bir süreçten sonra içime sinen birşey oluştu. 2009 masalım için yapım aşaması oldu. Umarım 2010’da da çizim ve basım aşamaları tamamlanmış olur.


Fotoğrafçılığıma…


Çok arzu ettiğin şeylerin peşinden koşulması gerektiğini anladım.


Kendime…


Kızımı büyütürken ne kadar çok özveride bulunduğumu düşünsemde, kucağımdaki minik bebeğin, büyüyüp, küçük bir kız çocuğuna dönüştüğünü görünce, kızımı büyütmenin bana verilen bir ayrıcalık olduğunu anladım.


Mutluluğun anahtarının benden başka kimsenin elinde olmadığını fark ettim.


Lara’ma…


Geçtiğimiz bir sene içerisinde büyüdün, güzel kızım. Sadece fiziksel olarak değil, aklınla ve duygularınla da. Her günümüzü, her anımızı birlikte dolu dolu yaşar olduk. Anne-kız olduk, can-ciğer olduk, birbirimize arkadaş olduk. Hollanda’nın bizim için en güzel hediyesi bu oldu diyebilirim. Zor oldu, yorucu oldu ama herşeyine değdi. Bir yaş daha sağlık, mutluluk ve neşe içerisinde büyüdüğünü gördüğüm bir yıl oldu. Geçtiğimiz sene içerisinde her zaman iyi bir anne olmaya çalıştıysam da, zaman zaman sabrımın taştığı, sana kızdığım, kalbini kırdığım ve seni göz yaşlarına boğduğum anlar da oldu. Senin de beni kızdırdığın, üzdüğün ve hatta çıldırttığın anlar da az değildi. Her ne olursa olsun, seni her zaman sevdim ve seveceğim. Aramızdaki bu sevginin ve arkadaşlığın ömrümüz boyunca devam etmesi gelecek yıllardaki tek dileğimdir. Bu sene içerisinde anneliğin ne kadar zor ve ne kadar meşşakkatli bir iş olduğunu daha da iyi anladım. Anladığım şeylerden bir diğeriyse bu kadar küçük yaşta olmana rağmen, senin adına, senin gelecekteki hayatınla ilgili karar vermenin ne kadar zor olduğuydu. Biricik kızım, senin için yaptığımız herşey ve verdiğimiz bütün kararlar, senin gelecekte kendinle barışık, mutlu, üretken, diğer insanlara ve çevreye duyarlı ve faydalı bir insan olabilmen içindir. Seneye görüşmek üzere:)

2 yorum:

Selen Yavuzdogan dedi ki...

Masal kitabi cok heyecan verici, yayimlanmasini dort gozle bekleyecegim. Sana ve ailene saglikli ve cok mutlu, harika bir yil dilerim.
Sevgiler

Zeynep Gemalmaz Çelik dedi ki...

Ben de sana ve ailene en güzelinden, bol pırıltılı, yanaklarınızdan sağlık fışkıran bir yıl diliyorum. sevgiler