3 Kasım 2009 Salı

Mimlendim, mimlendin, mimlendik...

Bu mimlenme nerde, ne zaman, kiminle başlamıştır diye meraklanıp baya gerilere doğru yol aldım ama sonunda işin içinden çıkılmaz bir yerde buldum kendimi. Aradığım sorulara yanıt bulamadığım gibi kafamdaki sorulara birkaç yüz tane daha eklendi. Kim kimin blogunu okur, niçin okur, okunmak mı önemlidir, yazmak mı, yazan neden hayatını tanımadığı insanların önüne serer, birbirini hiç tanımayan insanlar nasıl olur da bir blog vasıtasıyla bağ kurarlar? Acaba bu sorularla bir minlenme olayı da ben mi başlatsam? Neyse ben bunu düşünedurayım, blogu vesilesiyle kısa bir süre önce bağ kurduğum Selen de beni mimleyivermiş. Konu da zaten en sevdiğimden, 3 1/4 yaşındaki kızım Lara ve onun ilginç özellikleri...

1. Çok iyi bir espri anlayışı vardır. Daha bir yaşındayken bile esprileri anlar gülerdi. Şimdilerde artık esprileri kendi yaratıyor. Sesiyle, mimikleriyle bizleri çok güldürüyor. Hele o mimikler, büyüse de hiç gözümün önünden gitsin istemiyorum.

2. "Dilli düdük" deriz ona kendi aramızda. Kendileri "earyl talker" sınıfına girenlerdendir. O gün açıldı dili, bir daha da susturabilene aşk olsun.

3. Çikolataya tapar. Büyüdüğünde hatırlayamayacak aslında ama ben burada yazayım da kayıtlara geçsin bari. 3 yaşına kadarki hayatının en üzüntülü günü çikolata yememe cezası verdiğim gündü.

4. Bir de "drama queen" olma durumları vardır ki, bu en zorlarından. Kendini bazen o kadar iyi kaptırır ki, herşeyini anlayan ben bile acaba gerçek hisleri mi bunlar diye şüpheye düşerim. Sevdiği bir misafir gideceği zaman, yapışıverir bacağına "gitme, gitme, seni çok seviyorum" der. Misafirin gözleri dolar "ayy kıyamam, söz bak yine geleceğim" derken, o çoktan totosunu dönmüş başka şeylere konsantre olmuştur.

Kuzeniyle oynarken, kuzeni onun elinden birşey çekip aldığında seyirci olmayan oyun odasından, seyircinin oturduğu salona kadar ağlamadan koşar, seyirciye kavuşunca kendini iki seksen yere atar ve yaygarayı koparır, arada yaygarayı keser, seyircinin tepkisini kontrol eder ve devam eder.

5. Çok sosyaldir. Hollandaca konuşamadığı için sekteye uğramış olsa da insanlarla konuşmayı, sohbet etmeyi, onlarla vakit geçirmeyi çok sever.

6. Prenseslere, gelinlere, kabarık eteklere, şatolara, saraylara ve pembeye inanılmaz derece de düşkündür. Evde prenses kıyafeti giymeden gün geçmez, dans kabarık ve dönen bir etek giyilmeden yapılmaz. Yol üzerinde bir şato görünce, "anne'cim, babayla sen bu şatoda mı evlendin?" diye soruverir, kendini her an prensesler diyarından sanan küçük insan.

7. Ve sonuncusu diyelim. Peynire bayılır. Bu çok kokuyor sevmez dediğimiz ne tür peynir varsa hepsini bayılarak yer. Keçi peyniri, Brie ve parmesan en sevdikleri arasında gelir.

Saymakla bitmez misali, işte benim kızım Lara'nın da bunlar bana ilginç gelen özellikleri diyorum ve Calanon'u ve kısa bir süre sonra ilginç özelliklerini keşfedeceği ikinci bebeğini kucaklayacak olan Ayşem'i mimliyorum. 

1 yorum:

Calanon dedi ki...

7. sIkka bayildim. Bizim minik kedi en kokulu, en pahali peyniri sever yerdi, oglan da oyle olsun istiyorum bir gun. Simdilik sadece beyaz peynir ve krem peynirle geciniyor sadece.
Hemen yaziyorum mimi.