Uzakdoğuda bir metropolde yaşayan çocuklara okulda bir gün balık resmi çizmeleri söylenmiş. Kafası, kuyruğu, solungaçları üzerinde olan balık görmeye pek alışık olmayan büyük şehir çocukları, marketten aldıkları, evde sıkça tüketilen konserve balıklardan çizmişler.
İşte ben de onlar gibi hissettim geçenlerde kendimi. Lara’nın okulunun bahçesinde masallarda ve çizgi filmlerde gördüğüm kırmızı şapkalı, üzeri beyaz puantiyeli, beyaz sapı olan mantar gördüm. Lara’dan daha çok heyecanlandım sanırım. Hayatım da ilk defa böyle bir mantar görüyorum. Ekim, Kasım aylarının mantar zamanı olduğunu biliyorum. Bahçemizde, çevremizde, ormanda çeşitli mantarlar görmüştüm ama böylesini ilk defa gördüm.
Son derece zehirli olan bu mantarı, okulun bahçesinden zehirlidir bu diyerek yolup atmadılar. Mantar doğadaki görevini tamamlayana kadar oradaydı. Çocuklar da onun zehirli olduğunu bilerek, dokunmadan, uzaktan bakarak bahçede oynamaya devam ettiler.
4 comments:
masallardaki gibi cok guzelmis zehirli olmasaydi kendini koruyamazdi hemen yenirdi:)
Doğru diyorsun aslında. Boğaz olayı girdi mi, insanoğlunu durdurabilene aşk olsun.
Bu aralar "dangerous" listemize ari, orumcek ve karincadan sonra mantar da girdi. Ancak bu sekilde, elleme demeden ogreniyor ellememeyi bizim minik. Ama bu guzel mantarlardan yok buralarda, olsa kesin dayanamaz ellerdi.
Çocuklar için ne kadar uzak değil mi "dangerous" kavramını anlamak. Tabiatlarında "super hero" olmak var sanki.
Yorum Gönder