21 Haziran 2009 Pazar

Son hediye…

“Babanın faziletleri, çocukların servetidir.”

Anatole France

dede

Eskiden insanlar hissettiklerini, düşündüklerini, sevgilerini şimdiki gibi rahat ifade edemezlermiş. Sevgilerini sevdiklerine daha az gösterirlermiş, daha katı olurlarmış ve duygularını daha çok içlerinde yaşarlarmış. Özellikle de eski zaman erkekleri… O zamanlar bunlar bir erkekte olması gereken vasıflar olarak kabul görürmüş. İsteyerek değil, belki de aileden ve çevreden böyle görülüp öğrenilirmiş. İşte benim dedem de böyle bir eski zaman insanıydı.

Hayatının üçüncü baharına girdiği zaman bizlere ancak duygularını daha çok gösterir olmuştu. Aile toplantılarında, nişanlarda, düğünlerde, törenlerde ailemizin büyüğü olarak konuşma yaptığı zaman titreyen sesinden, yaşlarla dolan gözlerinden anlardık bizlere karşı duyduğu karşılıksız sevgiyi ve içinde bulunduğu anı yaşamanın ona verdiği sonsuz mutluluğu. Yılbaşı yemeklerinde, bahçe toplantılarında, Çeşme’de sabah kahvaltılarında bütün aile masa başındayken sağlık ve gönenç içerisinde yaşadığı hayatın ve sahip olduğu eşsiz ailenin bir lütuf olduğunu söylerdi her zaman. İşte o anda ilerleyen yaşına rağmen hiçbir zaman sönmeyen gözlerinin pırıltısından her birimizi ne kadar sevdiğini ve bizlerle ne kadar gurur duyduğunu anlardık.

Dedemin bizi sevdiğini ve bizlerle gurur duyduğunu bilerek; bizlerin de onu çok sevdiğimizi ve kalbimizdeki yerinin çok özel olduğunu bilmesini arzulayarak onu son yolculuğuna uğurlarken, dedem bir yabancı vasıtasıyla anneme çok değerli son bir mesaj iletmiş oldu.

Güzel bir bahar günü olması gerekirdi aslında cenazenin kalkacağı gün. Ama kışdan kalan bir gün yaşattı hepimize. Soğuk hepimizin içine işliyordu, yağmurdan korunmak için caminin avlusundaki şadırvanın altına sığınmıştık. Akıp giden zamana karşı koyamamış tanıdık yüzler avlunun içerisine doluşmuştu. O sırada dedemin bir arkadaşı olduğunu söyleyen bir bayan baş sağlığı vermek üzere annemin yanına gelmişti. Annemin dedemin büyük kızı olduğunu öğrenince göz yaşları içerisinde “O kartı siz mi vermiştiniz?” diye sordu. Annem önceleri hangi karttan bahsettiğini anlamadı. Ama bayan konuşmaya devam ettikçe, annem de hıçkırıklara boğularak başını sallıyordu.

Bundan yaklaşık on yıl kadar önce annem dedeme babalar gününde bir kart yazıp hediye etmiş. Annem karta Anatole France’ın “Babanın faziletleri, çocukların servetidir” cümlesini yazmış. Dedem yıllardır bu kartı bahçedeki şöminenin üzerinde saklarmış.

Gelen giden misafire “Bakın, büyük kızım bana ne verdi, ” diye gururla kartı gösterirmiş. “Hayatta çok ama çok hediye aldım ama en değerlisi budur,” dermiş.

Böylece bir yabancıdan duyulan bu sözler annemin babasından aldığı en değerli son hediye haline dönüşmüş oldu. Ve kart da anneme, babasından kalan en değerli hediye olarak evinin bir köşesinde saklanmak üzere geri döndü.

Huzur içinde yat, babalar günün kutlu olsun…

Hiç yorum yok: