26 Mayıs 2009 Salı

Fotoğraf makinası mı? Fotoğrafçı mı?

Uzun zamandır istediğim ve bir o kadar zamandır ertelediğim fotoğraf makinamı geçen hafta sonu aldık. Geçmiş anneler gününde Lara’nın ve babasının hediyesi olacaktı. Ama bir türlü gününde almayı beceremedik. Zaten ne önemi var dedik. Önemli olan düşünülmüş olmasıydı. Gününde alamamış olsak bile, bizim için anlamı hep baki kalacak.

Nihayetinde aldık. Güzel fotoğraf bakmaya ve fotoğraf çekmeye oldum olası merakım olmuştur. Ben çocukken, babam bizim çok güzel resimlerimizi çekmiştir. Ben 3 – 4 yaşlarındayken, babamla birlikte çekilmiş çok güzel bir resim, hala odamınbir köşesini süsler. Hoşuma gidiyor baktıkça. Bana çocukluğumu hatırlatıyor. Yakın zamanda eklediğim rahmetli dedemin resmi ve Lara’nın bir aylıkken çekilmiş resmi de eklenince, konu hatırlanan güzel çocukluk günlerinden çıkıp hızla geçen zaman olarak değişti.

Neyse babamın çekitiği resimler dışında, annemin kuzeni Yücel Amca’lara çocukluğumda ne zaman misafirliğe gitsek, gerçek anlamda  dia gösterisi seyrederdik. Bütün ışıklar kapatılır, herkes koltuklarda yerini alırdı. Daha önceden dia makinasında seyredilmek üzere yerleştirilen dialar, o kulağımda hala duyabildiğim “tırk tırk”  sesi çıkararak bir bir duvara yansırdı. Bu güzel resimler de çok yerleri gezdirmiştir bizlere. 

İşte taaa çocukluktan gelen bu sevdayla, 2002 senesinde bir iş için Hong Kong’a gittiğimde kendime Canon marka bir fotoğraf makinası almıştım. Bu hevesle çeşitli amatör fotoğrafçılık kurslarına da katıldım. Uzun süre onunla fotoğraf çektim. Ama her zaman en şikayetçi olduğum şey, çektiğim resimleri hemen göremeyişim olmuştu. Birkaç tane iyi poz için baskıya giren bir yığın vasat resimden öteye gitmemişti. Bir süre sonra, Lara doğmadan kısa bir süre önce, daha pratik olduğu için ve aynı zamanda filme de alıyor diye bir Cybershot edindik. Evet hızlı, hafif ve pratikti. Bugüne kadar da bizi hiç üzmedi. Ama vedalaşıverdik bir anda benim daha iyi fotoğraflar çekme sevdam sebebiyle.

İşte böylesi uzunca bir hikayeden sonra kavuştum daha iyi ve teknolojik bir makinaya. Ben karar verip, alma gününe gelene kadar D70 ve D80 piyasadan kalmış. Bana da D90 almak düştü:)) Deklanşöre basınca çıkardığı ses bile kendini daha bir fotoğrafçı hissettiriyor. Hele bir de peşpeşe güzel kareler çekmek için bastığın zaman kendini profesyonel bir çekimde hissediveriyorsun bir anda. Bu tür makinaların tek olumsuz tarafı büyük ve ağır oluşları ama gülüseven dikenine katlanır diye düşünüyorum.

Makinanın ilk gününden ilk kareler şimdiden blog da yerlerini aldılar bile. Daha nice güzel günlerde, bizlere güzel anılar bırakmak üzere evimize hoşgeldin Nikon D90.

5 yorum:

pecete dedi ki...

Çok sevindim. Güzel kareler çekmen dileği ile güle güle kullan arkadaşım..

Yücel Tanyeri dedi ki...

Güle güle kullan yeni makinani sevgili Zeynep.
Benim de bir tane Nikon 70s'im var.
Zevkle kullaniyorum.
Onbinlerce dialarim maalesef elde kaldi.
Artik karanlikta o tikir tikir sesler de duyulmuyor.
Guzel resimlerini bekliyorum.
Sevgilerimle,
Yucel

Gul Turan dedi ki...

AH!!! ZEYNEP BEN DE ÇOK GÜZEL FOTOĞRAFLAR ÇEKTİM AMA BİR TÜRLÜ BLOGA KOYAMADIM. SANIRIM BU İŞ İÇİN YAŞIM GEÇMİŞ. AMA YİNE DE BİR YERİNDEN YAKALAMA ÇABASINDAYIM. BU SABAH BABAN İLE KONUŞTUM BU HAFTA SONU SAMSUN'A GELECEKMİŞ. YENİ MAKİNANI GÜZEL GÜNLER DE VE SAĞLIKLA KULLAN... SEVGİLER...

Gul Turan dedi ki...

Guzel kareler yakalaman dilegi ile...makinalar cidden user friendly degil ama onlarla cektigin fotografin tadini da baska hicbir teknolojik alet vermiyor. sevgiyle kal,

Zeynep Çelik dedi ki...

Ayşem'cim, teşekkür ederim. Teknik konular okumakla bitmiyor. Okuma bitince bir de idrak etmek gerekiyor ki o daha da zor. Arada sana "yetiş bacım" diyebilirim. Ona göre...

Yücel Amca, teşekkür ediyorum. Dialar eski de kaldı belki ama bıraktığı keyif ve izler hiçbir zaman unutulmayacak.

Gül Ablacığım, hiçbir şey için geç değildir. Hadi biraz daha motive ol ve o güzel resimlerini paylaş bizimle. Sevgili dedem 80 yaşını geçmişti bilgisayar öğrenmeye başladığında.