6 Nisan 2009 Pazartesi

Mangoh'u tanır mısınız?

Bundan birkaç hafta önce Amsterdam'daki dünyaca ünlü Van Gogh müzesini gezmeye gittik. Aslında müze gezmeyi seviyor olmamıza rağmen; Lara ile bu işin zor olacağını ve bize zor anlar yaşatacağını düşünerek, müzeleri çok fazla gidilecek yerler arasına koymamıştık. Ancak 7 Haziran 2009 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan "Van Gogh and the colors of the night" isimli özel sergiyi duyunca fikrimizi değiştirip Lara'yla müzeyi ziyaret etmeye karar verdik.

Vincent van Gogh - The Starry Night

Müzeye öğlene doğru vardık, kapıda uzunca bir kuyruk bekledikten sonra içeriye girdik. Montları ve Lara'nın pusetini vestiyere verdikten sonra sıra müzeyi gezerken Van Gogh ve eserleri hakkında bilgi veren, yani bir anlamda ziyaretçilere rehberlik eden, cihazlardan almaya gelmişti. Evet ilk cızırtı burada yaşandı diyebilirim. Anneyle babanın kulağa takılan bu cihazdan vardı ama Lara'nın yoktu. Olurdu olmazdı diye geçen on beş dakikanın ardından akıllı baba bir çözüm buldu. Lara'yı kucağına aldı, cihazın kumanda kısmını ona verdi, kulaklığı da kendi kulağına taktı. Arada da Lara'ya basması uygun olan bir iki düğmeye bastırtarak, Lara'ya kendisinin önemli bir iş yaptığını düşündürttü. Eee bravo valla! Bundan iyisi can sağlığı.

Müzeyi daha gezmeye yeni başlamıştık ki Lara'dan birinci soru geldi: "Anne, bu resimleri kim yapmış?" Tam o sırada Van Gogh'un kendi portresinin yakınlarındaydık. "İşte bu adam, ismi Van Gogh" dedim. Biraz daha gezdikten sonra ikinci soru geldi: "Peki ne zaman boyamış bunları?" Lara'nın resimlere olan ilgisi inanılmazdı, büyük bir insan edasıyla geziyor ve çok hoş sorular sorup öğreniyordu. Bu soruyu cevaplamakta biraz zorlandım. Ne zaman diye soruyordu ama çocuklarda zaman kavramı çok fazla oluşmadığı için ne söylesem Lara'da somut bir zamanı simgelemeyecekti. İşte ben de o an aklıma, ihtiyar dedenin (yani benim dedemin) kendisi gibi çocuk olduğu zamanlarda Van Gogh'un yaşadığını ve o zaman bu resimleri yaptığını anlattım. Lara'nın keyfine diyecek yoktu, resimlere bakıyordu, sorular soruyordu ve değişik şeyler anlatılıyordu.

Neticede başka da sorun yaşanmadan, büyük bir iş birliğiyle gezimizi sonlandırdık. Müze ziyaretinin üzerinden birkaç hafta geçti ve geçtiğimiz cumartesi Hollanda'lı bir ailenin evine akşam yemeğine davet edildik. Lara yemeğini yedikten sonra etrafda oyalanırken, ev sahiplerinin kitaplarının arasında Van Gogh'un kendi portesinin olduğu bir kitap ayracını bulup koşarak masaya geldi: "Anne, biz buna gitmiştik. Mangoh bu." İşte söylenecek söz bulunamayan anlardan biriyle karşı karşıyaydık. Kocaman bir tebesümü hakeden pırıltılar, işte bu pırıltılar...

Vincent van Gogh - Self Portrait with Felt Hat

1 yorum:

öykününannesi dedi ki...

Afferin Lara'ya ;)
Lara'yı Mangoh'la tanıştıran anne-babayada....