19 Şubat 2009 Perşembe

Fasulyeden olmak...

Nedendir bilmem, geçenlerde düşünürken, aklıma fasulyeden olma tabiri geldi. Küçükken bütün oyunlarda beni fasulyeden oynatırlardı. Durumu biraz daha detaylı incelemeden önce, bizim jenerasyondan olmayanlar veya bu tabiri bilmeyenler için bir açıklama getireyim.


Oyun oynarken, yaşı küçük, çelimsiz veya mızmız çocuklar fasulyeden oynatılırdı. Yani hem fasulyeden oynayan çocuğun kalbi kırılmıyordu hem de oyunun gidişatı etkilenmiyordu. Fasulyeden oynayan çocuk sağa sola koşar, kendini oyunun bir parçası hisseder ama işine gelmeyip de yan çizeceği zaman hemen fasulyeden olma bahanesine sığınırdı. İşte benim durumumda böyleydi.


Biz çocukken, ki o zaman bunun bir lütuf olduğunu bilmiyorduk, sokakta oyunlar oynanırdı, bisiklete binilirdi, top oynanırdı, mahalle arkadaşları ve komşu çocukları vardı. Şimdi böyle şeyler artık çocuklara masal gibi geliyor olsa gerek. Çocuklar televizyon, bilgisayar oyunları ve alışveriş merkezleri arasında sıkışıp kalmış durumdalar. Neyse ben konuma geri döneyim en iyisi.


Çocukken oldukça ufak tefektim, çok çabuk yorulurdum ve hemen mızmızlanırdım. Hal böyle olunca sevgili arkadaşlarım da, beni hep fasulyeden oynatırlardı. Durumu içerlerdim ama tam ebe beni yakalamak üzereyken ve daha fazla koşacak takatım kalmamışken. "Ben fasulyeyim" diye mızmızlanarak kendimi yere atmak değişik bir keyif de verirdi.


Çocukken her oyunda fasulyeden oynamak acaba şu anki halimde bile bazı şeyleri fasulyeden yapmama sebep olmuş olabilir mi? Mesela geçen gün pilates sınıfında zorlandığım hareketleri kendime göre değiştirdiğimi veya yorulduğum anda bıraktığımı farkettim. Dur bakalım, biraz zorla kendini, yapabildiğin kadar yap, gerçekten yapamayacak gibi hissedersen bırak değil mi? Ama ben ne yapıyorum, hareket için geri sayım başlıyor: 10, 9, 8... Zeynep hareketi yapmak için çabalıyor, 7, 6... Zeynep kaytarmaya başlıyor, 5, 4, 3... Zeynep kendisinin diğerleri gibi formda olmadığını düşünürek kendini kandırıyor, 2, 1... Zeynep fasulyeden olduğunu düşünerek matın üzerinde boylu boyunca yatıyor.


Bunun gibi pek çok örnek verebilirim hayatımdan, başlayıpta yapamayacağımı veya bana göre olmadığını düşündüğüm spor aktiviteleri mesela. Tramplen atlama, su altı rugbisi, dalgıçlık, monopalet, tenis, surf, kayak bunlardan bazıları. Bir de ben bunu başarırım diye düşünüp azimle sarıldığım ama bir süre sonra sıkıldığımı hissettiğim hobiler var diğer bir yandan. Takı yapımı, fotoğrafçılık, örgü, çiçek aranjmanı ve daha birçoğu. Gerçi bunların bir kısmını hala ara ara yapıyorum ama esas anlatmak istediğim bu değil.

Acaba başka insanlar daha fazlasına mı, daha azına mı merak salmıştır? Bu kadar şeyi denemiş olmanın bana çok faydası olmuştur mutlaka. Hoşuma giden veya gitmeyen şeyleri daha kolay tespit etmişimdir, kendimle barışık olmamı sağlamıştır ve kendi kendimle vakit geçirmenin keyifli bir şey olduğunu keşfetmişimdir.

Aslında kafamı kurcalayan tek bir şey var. Acaba nasıl olurdu? Bunlardan bir tanesine veya birkaçına, fasulyeden değil de, biraz daha yürekten tutunsaydım, aşık olsaydım, hayatımın bir parçası değil de hayatım olsaydı.

4 yorum:

rita dedi ki...

gız Zeynep ;
seni fasulyeden oynatanlar kendisi fasulyeymiş aslın da... bir de bana sorsalardı onlara neler anlatırdım. sana fasulye değil de bence cin rolü vermeliydiler.boyun 80cm. iken bana yaptıkların hala aklım da sevgiyle kal...

rita dedi ki...

gız zeynep aslın da sana fasulye değil de cin rolü vermeliydiler gerzekler... boyun 80cm iken yani maxımllian kadarken bana ettiklerini unutmuş değilim. ödüm kopardı senden!!!!!.... sevgiyle....

Aylin dedi ki...

Zeyno sen kendini fasulye yapmissin ama sana mizikci derdik yavrim.. ebe olmak uzereyken hemencecik banka cikip mola alirdin sen lutfen bu huyunun fasulyeligin altina saklama.. oyun bozan :) hic gormedik senin ebe oldugunu... ya su icersin (yilan su hikayesi) ya da banka cikarsin iste.. bilemiyorum.. :)

Zeynep Çelik dedi ki...

Tamam tamam anlaşıldı. Benim fasulye olmam hikayeymiş. Aklımdan hinlik geçiyormuş belliki:)))