24 Eylül 2008 Çarşamba

In search of a peuterspeelzaal



Havalar bu hafta hiç iyi gitmiyor ama duyduğum kadarıyla memlekette de havalar harika değilmiş. Hal böyle olunca içime biraz su serpiliyor. Hava gün içinde genelde hep kapalı ve yağışlı oluyor. İnsanın evden çıkası gelmiyor. Hani şu evde yatıp televizyon seyretmek istenilen günlerden diyebilirim. Tabi evde 2 yaşında, düz duvara tırmanan bir kızım olunca yatıp televizyon seyretmek mazide kalan günler gibi.

Larişkoya okul bakmaya gittik. Evimize bisikletle 5 dakikalık mesafede bir okul varmış. Ön inceleme için gittik. Gözetmenlerden biri kapıyı açtı, içeride bir çocuğun doğumgünü kutlanıyormuş ve bizi de davet etti. Yaklaşık 20 tane 2 ila 3 yaşalarında çocuk, birkaç anne ve 2 tane gözetmen. Lara ve ben odanın bir kenarına geçtik. Lara ne çocuklarla ne de doğumgünü aktivitesi ile ilgilendi. Etraftaki oyuncaklara sanki daha önce hiç oyuncak görmemiş gibi saldırdı. Arada da doğumgünü vesilesiyle kendisine ikram edilen yiyecekleri kabul etmekle meşgul oluyordu. Etmesine ediyordu ama hiçbirini damak tadına uygun bulmadı. İlk ikram şişe takılmış 1 adet çilek, 1 adet küp kesilmiş peynir, 1 adet üzüm ve 1 adet küp kesilmiş paté. Alması ile masanın bir yerine bırakması bir oldu. Doğumgünü pastası da yine Lara için hayal kırıklığı olmuş olmalı. Pasta dağıtılırken bana da versinler diye söylenip duruyordu. En sonunda ona da ikram ettiler. Ama o da ne! Kupkuru pandispanya benzeri birşey. Benim kızımın damak tadına hiç uygun değil. "Nerede bunun çikolatası" demiş olmalı içinden. Pastayı sadece bir kere ısırdığını gördüm ve sonra bir daha görmedim. Bizden sonra oyuncakların arasından bir yerlerden çıkmıştır umarım. En son olarakta pembe renkli bir içicek!?? Yine bir heves aldı ve sonra beğenmediği için yanındaki sandalyenin üzerine koydu. Bu arada o sandalyede oturan küçük kızda sandalyesine oturdu ve olan oldu. Kızın üstü ve yerler ıslandı. Lara üzgün ve çaresiz gözlerle bana baktı ama yapacak birşey yoktu.




İlk okul maceramız böyle geçti. Henüz karar veremedim. Karar vermeden önce bir iki okulu daha birbirine katmamız gerekecek.

19 Eylül 2008 Cuma

ON AIR

Güzelim memleketin - yani Hollanda'nın - her yerinden yavaşlık akıyor. İnsan herşeye alışır derler ya, bizde çok kısa bir sürede alışı verdik buranın şartlarına. Marketlerin saat 7'ye, mağazaların saat 6'ya kadar açık olmasına, internetin 3 haftada bağlanmasına, "2. el" araba almak için bile 3 hafta beklemeye, bisikletle kilometre yapmaya, eylülde kaz tüyü montla gezmeye alışıverdik şu kısacık sürede.

Uzun lafın kısası 3 hafta aradan sonra, 1 saat 57 dakika 34 saniye önce internete kavuştum. Mutluyum, kanatlandım uçuyorum.