17 Kasım 2008 Pazartesi

Şimdi okullu oldu...

Bugün Lara'nın küçük hayatında büyük bir gündü. Okula gitmeye hazır küçük bir kızım var. Onun yerine ben heyecanlandım akşamdan. Ne giysin, yanına yedek kıyafet unutmayalım, saat kaçta kalkmak lazım düşünceleri içerisinde sabahı zor ettim.

Normalde erkenden uyanan Lara, bugün 7.30'da zar zor uyandı. Biraz daha yatacağım diyordu ama okula gideceğimizi duyunca zımba gibi ayaklandı hemen. Üzerini giyindi, kahvaltısını yaptı, montunu ve ayakkabısını da giydirdikten sonra bindik bisikletimize. Larişko yolda şarkılar mırıldanıyordu. Galiba ilk gün güzel ve kolay geçecek ümitleriyle vardık okulun kapısına.

Bütün çocuklar gelmişti ve hepsi oyuncaklarla oynuyorlardı. İçeriye kadar girdim. Lara'ya artık gideceğimi ve okul bitince onu almaya geleceğimi anlattım. İlk başta, doğal olarak gitmemi istemedi, ama sonra etraftaki çocukların ve oyuncakların da etkisiyle tamam hadi git, dedi. Nasıl buldu ve nereden o küçük aklına geldi bilmiyorum ama bir oyuncak dürbün aldı eline ve anneciğim bununla bakacağım sana, sen uzağa gidince dedi. Bende nasıl bu kadar kolay ayrılabildiğimizi anlayamadan, gerisin geri döndüm eve.

2 saat 15 dakikanın Lara'dan uzakta nasıl geçeceğini düşünerek evi toparlıyordum ve telefon çaldı. Lara yaklaşık yarım saat çok güzel oynamış ama artık ağlıyormuş ve sakinleştirememişler. Nasıl sakinleştirebilirler ki diye düşündüm içimden. İki tarafta birbirinin ne konuştuğunu anlamıyorken, 2 yaşında bir çocuk nasıl sakinleştirilebilir. Pedalları her zamankinden daha hızlı çevirdim, minnoş çok üzülmesin diye. Okula vardığımda, Lara'yı camdan görüyordum, sakinleşmiş görünüyordu aslında ama öyle değilmiş. Beni görünce göz yaşlarına boğuldu. Kucağıma aldım, bir süre sonra sakinleşti. N'oldu, niçin ağladın diye sorduğumda seni istedim, çıkmak istedim kapıdan ama beni çıkarmadılar dedi. Biraz birlikte oynadık, çıtçıt gibi yapıştı, herhalde aklı gidiyordu yine bırakıp gideceğim diye. İyice sakinleyip, kendini yine oyuncaklara verdikten sonra, eve gideceğimi ve geri geleceğimi söyledim. Ama bu sefer yemedi, bende geleceğim, sen gitme, birlikte oynayalım, peşpeşe birşeyler söylüyordu. Peki dedim, biraz daha kalırım ama bisküvi yiyip limonata içtikten sonra gideceğim dedim. Benim yakınlarda olduğumu bilmenin rahatlıyla keyfini sürdü okulun. Bisküvisini yedi, limonatasını içti. Limonatasını içerken, uzaktan bana, çok güzelmiş anneciğim bu, demeyi de ihmal etmedi. Artık okulun bitmesine yarım saat kalmıştı ve tekrar eve gelip geri dönmeye gerek görmedim. Zaten onlar da bahçeye oynamaya çıktılar.

İlk gün için çok iyi olduğunu düşünüyordum ki, öğretmeni de aynı şeyi söyledi. Birkaç hafta daha zorlanacağımızı biliyorum ama sansığımdan daha kolay alışacak. Mutluyum, gururluyum, ama çok da duyguluyum. Hadi benim güzel kızım, girdin bir yola, yolun açık, şansın güzeli yanında olsun, her daim.

Not: İlk günün fotoğrafları, annenin okul heyacanı yüzünden çekilemedi. Makina evde unutuldu.

Hiç yorum yok: