11 Ekim 2008 Cumartesi

Marching Geese

Hava inanılmaz derecede güzeldi bugün. Havalar böyle olunca buraları çok seviyorum keyfime diyecek olmuyor. Kahvaltıdan sonra hazırlanıp çıkmamız öğleni buldu. "To do list" çok kabarıkmış meğersem, fark etmemişim.

Önce elektronik ekipmanları temin etmek için MediaMarkt'a gittik.

- 1 adet WebCam - Uzak diyarlarda olunca dostlarla ve sevdiklerimizle konuşmanın en keyifli yolu olduğunu keşfettik.
- 1 adet saç kurutma makinası
- 1 adet ampul
- 1 adet küçük el süpürgesi

Bu dört kalemi almak, Lara ile birlikte 2 saat sürdü. Kasadan çıktığımızdan Lara ve Güneş tuvalete gittiler. Ben de onları beklerken uzaktan bir bando sesi duydum ve kısa bir süre sonra bando eşliğinde yürüyen bir kaz sürüsü geçti önümden. Yüzümdeki tebessüm kocaman bir gülücüğe döndü. Heyecanlandım Lara da görsün diye ama bir türlü gelemediler tuvaletten. Lara gelir gelmez kaptım kolundan koşa koşa kazlara yetiştik. Lara'nın tabi ki hoşuna gitti ama aynı zamanda da anlam verememiş bir ifade vardı yüzünde. Yanıma fotoğraf makinamı almadığım için üzülerek ayrıldık kazların arasından.

Arabaya binip Breda'ya geldiğimizde Lara'nın uykusu gelmişti. Puseti ile bir iki tur attıktan sonra uyuyakaldı. Bize de gün doğdu. Kendimizi küçük bir meydanda bulduğumuz La Iguana isimli bir kafeye attık. Sonbahar güneşi ağaçların arasından süzülüp ısıttı bizleri. Biralarımızı yudumlarken "tapas"larımız geldi. Hepsi birbirinden lezzetliydi. Herşey keyif vericiydi ama sanırım en çok hoşuma giden şey yavaş yavaş buralı olmaya başlıyorduk. Yeni ve değişik yerler öğreniyoruz ve artık buraların yabancısı olmaktan kurtuluyoruz.

Neredeyse Breda'ya asıl geliş sebebimizi unutmak üzereyken hesabı istedik ve bir arkadaşımızın yeni doğan bebeğine ziyarete gitmeden önce doğum hediyesi bulmaya gittik. Orası burası derken, son girdiğimiz oyuncakçı dükkanından keyfimize göre bir hediye aldık. Zaten bu da son gezdiğimiz ve gezeceğimiz dükkanmış çünkü cumartesi günleri mağazalar 5'de kapanıyormuş.

Aslında eve dönüş yolunda o kadar yorulmuş olduğumu fark ettim ki, mağazaların kapanmış olduğuna içimden sevindim.

2 yorum:

Işıl dedi ki...

Çelik ailesinin 2. en küçük üyesi olarak başta 1. en küçük üye olmak üzere hepinizi selamlıyorum efenim...
İyi bir hafta dileklerimle sözlerime başlarken, şu soruyu aklımda çıkaramadığımı fark ediyorum : 'Lekker' ne demek yahu ?

Lara ile ilgili bi şey olsa gerek :)

Düşünüyorum da bizim ufaklık küçükken daha sakindi sanki, şimdi düz duvara tırmanıyo velet. Gerçi iyi ki sen varsın yanında, benim gibi biri olsa ne derse tamam der, iyice tepesine çırarırdı. Hatta hala olarak o altına çişini yaptığında ben de yapardım muhtemelen, he he :)

Aslında yazabileceğim çok şey var ama, buraya ne kadar yazabileceğimi bilmiyorum. Bir de geçen sefer yadıklarım sana gitmemiş galiba ? Bu sefer kopyalayıp yazdıklarımı sana mail yolu ile de ulaştırıcam.

Öpüyorum hepinizi çookkk..

nilsu dedi ki...

ne kadar güzel yazmissiz zeynep ellerine + hislerine saglik. lara'yi da cok özledim. ne diyomus teyzeme "annane bak su kiz cantama nasil bakiyo". en kisa zamanda ziyarete gelmeye calisicam. bi de brüksel'de en turistik yerdeki meydanda cuma geceleri cok güzel gösteriler oluyodu. belki hala vardir.. ordan yakin ne de olsa. belki bi gidersiniz.. öperim kocaman.