18 Ekim 2008 Cumartesi

İlk misafirlerimiz

Annemi aileden saydığıma göre, ilk misafirlerimiz bizi bayramda ziyarete geldi diyebilirim. Yazayım, yazacağım derken üzerinden neredeyse bir ay geçmiş. Aslında burada pek bayram havası yoktu bizler için. O hafta, Güneş’in çok yoğun bir iş programı olduğu için izin almadı. Sadece hafta sonu bizlerle birlikte gezdi. Diğer günlerde ben, Lara ve misafirlerimiz – Bülent, Jale ve Yiğit – gezdik dolaştık. Genelde benden tur liderliği yapmam bekleniyordu ama bende daha gittiğimiz yerlerlerin çoğuna ilk defa gidiyordum.

Geldiklerinin akşamı, yorgun olduklarını düşünerek onları Breda’da sevdiğimiz bir italyan restoranı olan Da Attilio’ya götürdük. Evde sohbete daldığımız için akşam yemek saatini biraz geçirmiştik, özellikle de küçük çocuklu aileler olarak. Lara ve Yiğit iyi geçindiler desem yalan söylemiş olurum. Ama yaşlarını göz önüne alırsak, herşey normal diyebilirim. Benim oyuncağım, aynısından istiyorum, onu almasın, bana versin vs. İşte bizim için son derece anlamsız, onlar için ise herşeyden önemli bu konularda çıkıyordu geçimsizlik. Gecenin sonunda karar alındı: Kalan akşam yemekleri evde yenecekti.

Sonraki gün Belçika’da Brugge diye kuzeyin Venedik’i olarak bilinen ve Avrupa’nın en güzel
şehirlerinden biri olarak kabul edilen şehre doğru yola koyulduk. Önceden hiçbir araştırma yapmamıştık ve arabaya binip GPS bize yaklaşık 2 saatlik yol olduğunu söylediğinde şaşkın bakışlar içinde “ee n’apalım çıktık bir kere yola, haydi bakalım dönüş yok” dedik. Neyseki, Brugge’e geldiğimizde iyiki gelmişiz diye düşündük hep birlikte. Bu şehir 2000 yılında UNESCO tarafında Dünya Mirasları arasına alınmış. Şehre girdiğinizde, zaman tünelinde ortaçağ Avrupa’sına doğru yolculuk yapıyorsunuz. Kalabalık meydanlar, kanallar, daracık sokaklar, sonbaharı karşılayan parklar...


Ve bir sonraki gün için daha önceden Breda’da gezmeye karar vermiştik. Normalde Hollanda’da Pazar günleri her yer kapalı olur; ama bu Pazar, misafirlerin şansına “Shopping Sunday” vardı ve bütün dükkanlar, cafeler açıktı. Bizde hemen bu fırsattan faydalanmak için attık kendimizi Breda sokaklarına. Alışveriş, alışveriş... ve yine alışveriş.

Geriye yakın civarda görmeye değer Antwerp ve Amsterdam kalmıştı. Bir Antwerp’i bir gün de Amsterdam’ı gezdik. Her ikisinde de hava yağmurluydu ama biz azimli turistleri yıldırmadı.



İyiki geldiniz arkadaşlar, ilk misafirimiz oldunuz, evimizi renklendirdiniz.

Hiç yorum yok: