5 Ekim 2008 Pazar

Bir aile böyle yok oldu

Öylesine aramıştım annemi akşam üzeri. Bilmiyordum beni bu kadar üzüntüye boğacak bir haber alabileceğimi. Oysaki o da öylesine, memleketten haber olsun diye anlatıyordu olanları.


Edin ailesinin hazin hikayesinden bahsetti üzüntüyle. Üzülünmeyecek gibi değildi anlattıkları ama benim için daha da üzücüydü.


2008'in bahar döneminde Hisar Eğitim Vakfı'nda stajımı yaparken Serra'nın sınıfına da stajyer olarak giriyordum. Oradan biliyordum kendisini, çok tatlı ve bir o kadar da güzel bir kızdı. Edin'lerin kızı olduğunu soyadından ve annesine çok benzemesinden dolayı anlamıştım. Günlerden bir gün deneme derslerimden birini anlatırken sıraların arasında yürüyordum. Serra'nın sırasına geldğimde, kitabında birşeye bakıyordum. Bu arada masasının üzerine annesinin bir resmini yapıştırmış olduğunu farkettim. İçimden, annesini gün içinde bu kadar özlüyor olması ne kadar hoş ve aynı zamanda garip diye düşünmüştüm. Ne yazık ki bilmiyordum, biricik annesini kaybettiğini. Bugüne kadar, ta ki parçaları birleştirene kadar da bilmedim. Küçücük bir kızın annesinin sevgisinden ve sıcacık kucağından bu kadar küçük yaşta mahrum kaldığını.



Düşündükçe üzüntüden boğazım düğümleniyor... Küçücük yaşta annesiz kalan bir çocuk, gencecik yaşta 4 çocuğundan ve kocasından ayrı kalacağını bilerek kansere yenik düşen bir anne ve 7 ay aradan sonra biricik annelerinin yanına giden 3 çocuk ve bir koca. Bu dünyada bir başına kalan çocuğa diyecek birşey bile bulamıyorum. Annesiz, babasız ve kardeşsiz, bir başına. Mekanınız cennet olsun, geride kalanlara da allah dayanma gücü versin.

Hiç yorum yok: