25 Haziran 2012 Pazartesi

Tabi kizim tabi, seninde olacak merak etme!



Simdi basliga bakinca ne demek istedigimi pek anlamadiginizi biliyorum ama olayin zaten matrak tarafi da burada. Larayla aramizda cok komik ama onun acisindan azcik da urkutucu bir konusma gecti.

Larayi yuzmeye goturdugum birgun, uzerini giyinirken yasli bir bayan gorduk. Bayan yuzmek uzere hazirlaniyordu. Bayanin iki yanina asili idrar torbalari vardi. Lara bakti ve anlam veremedi. Anne bunlar ne diye sordu. Ona olabildigince basit bir sekilde anlattim. Insanlar yaslaninca butun organlari eskisi gibi iyi calisamiyor dedim. Bu bayaninda sanirim bobreklerinde bir sorun var, o yuzden de cisini senin gibi tuvalete degil o posetlere yapiyor dedim. Durumu anladigini, cikardigi haaaa sesiyle anladim.

Neyse bu olayin uzerine yuzmeye gitti. Iki saat yuzdu, eve donduk, ogle yemegi yedik, oyun oynadi, boyama yapti ve daha bir suru sey yapti. Artik aksam uzeri olmustu, ben utu yaparken o da yanimda birseylerle oyalaniyordu. Ve bir anda soru geldi. Anne dedi, o yuzmedeki seyden bende de olacak mi diye sordu. Bende gayet heyecanli ve istekli tabi yavrum seninde olacak, olmaz mi dedim. Bir sure sessizlik oldu. Sonra Lara, peki anne yildiz kaydiginda dilegimi bana olmasin diye tutsam, olmaz mi dedi. Iste o an bir gariplik oldugunu anladim. Ben dedim yuzmeyi basariyla bitirince diger cocuklar gibi madalya alacagini diyorum, sen neden bahsediyorsun dedim. Onun uzerine anlatti kafasi karisan kucuk yavru. Hani dedi, yasli bir bayan gorduk ya, yanlarinda torbalar asiliydi. Onun gibi olacak miyim ben, onu soruyorum dedi. Icimden durumun komikligine kahkahalar atarak, oturup birbirimizi yanlis anladigimizi, ben onun alacagi madalyadan bahsettigimi soyledim. Her yaslanan insanin o bayan gibi olmasi gerekmedigini, neneyi hatirlamasini soyledim. Masallah turp gibi olan nenemiz, cocugumun kafasinda garip dusuncelerden uzaklasmasina yardimci oldu.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Normandiya gezisi

Gezmeyi severiz, yemeye icmeye bayiliriz ama bu kadar plansiz programsiz hic gezdigimizi hatirlamiyorum. Gecen hafta kocazade cok yogun ve mesguldu. Haftalar oncesinden benden birsey bekleme ben soyle yogunum, soyle seyatim var diyip duruyordu. Ben de o derece umidi kesmistim kocadan. Ama son dakika bir gun daha ayri gecirmeyelim diye erken ucaga atlayip geldi. Kendisi ucaktan iner inmez bana da talimati verdi. Soyle bir baksan ya bir yerlere kacsak. Hani senin bir arkadasin vardi blogdan onun oralara gitsek ya dedi. Olmaz canim cok uzak dedim orasi, kestim attim. Sonra bu kadar motive bir gonlu kirmak istemeyerek arastirmaya girdim. Once konaklayacak bir yer buldum, rezervasyonu yapmadan kac saat gidecegimizi de kontrol ettikten sonra cocuklari alip valiz toplamaya ciktim. Hava durumu kontrol edildi. Guzel ve gunesli hava gostermesi bir anda daha hizli hareket etmemi sagladi. Kocam havalimanindan eve yaklasik 1 saat 15 dakikada geldi. Ben o surede herseyi hazirlanip yola cikacak hale gelmistim.


Adresi GPS’e girip yarim saat aldiktan sonra bizde jeton dustu. Yolda bayagi varmis ha gibi yorumlar cikmaya basladi. Oyle boyle derken GPSín 6 saat 50 dakika dedigi yolu verdigimiz molalarla birlikte 8 saatte tamamladik.

Kabuk toplama ve hazinenin sunulmasi
Vardigimizda saat 8 civariydi. Herkes ac ve yorgundu. Aklima gelmekle birlikte kalacagimiz yerde aksam yiyecek birsey bulamayacagimizi hic dusunmek istememistim. Ama neticede yiyecek hic birsey yokmus, koskocaman bir hayal kirikligiyla bize tavsiye edilen restorana gittik. Cocuklar daha fazla su koy vermeden birseyler yiyelim dedik ama yemegin gelmesi o kadar uzun surdu ki uykusuzlugu hic cekilmeyen Lara once su koy verdi. Onu goturup arabaya yatirip geleyim derken, bizim gittigimizi goren Defne’de ayrica su koyverdi. Biz de Fransizlarin pek alisik olmadgi bir sekilde yemegi paket yapin lutfen gidiyoruz dedik. Neyse uzun lafin kisasi ilk gun pek iyi bitmedi. Ama ikinci gun harikaydi. Ucuncu gun eve donme gunumuzdu ama o kadar hersey hosumuza gitti ki hadi bir gece daha kalalim dedik.

Fransa´nin 2. buyuk deniz feneri ve isinma dansi

Hersey cok guzeldi – hava haric. Hava durumunda guzel diyen hava biz oraya varinca sadece yarim gun bize guzellik yapti, onun disinda soguk ve yagmurluydu. Ama yilmadik. Iki ufaklikla gezebildigimiz kadar gezdik, kabuklar topladik, sahilde yuruduk, guzel yemekler yedik, blog arkadasim Beste’nin evine ogle yemegine misafir olduk, onun blogunda gordugum guzellikleri gordum, enfes yemeklerini yedim ve sicak dostlugunu ve sohbetini paylastim. Ayaklarim geri gide gide evimize donduk ama doayamadim gercekten. Normandiya deyip gecmemek lazim. Cografyasi, dogasi, gezip gorulecek yerleri ve guzel yemekleri bitmiyor. En azindan biz bitiremedik. Belki bir gun yine supriz geliriz seni gormeye. Simdilik hoscakal.

Fenerin onundeki semafor



Topladiklarini sergileyen cocuklar

Leo´larda kuduran Lara - bakalim bulabilecek misiniz? 

25 Nisan 2012 Çarşamba

Uc peynirli kis

Aslinda bu bloga yemek blogu olarak baslamadim. Daha cok bizim buyuk kizin buyume seruveninde unutmak istemedigim anlarini yaziya doktugum, arada pisirdiklerimi, ciceklerimi yani kisacasi buradaki hayatimi yazdigim bir blogdu.

Uzun zamandir pek birsey yazamiyorum; vaktimin cogunu, hayatimiza bir seneden biraz fazla bir zaman once giren kucuk kizima ayiriyorum. Ama o ele gelince bana afaganlar basti ve son dort senedir yaptigim tam zamanli annelik olayina bir cilginlik yapip bir de is kurma macerasi eklemeye karar verdim. Olurdu, olmazdi, nasil olur, deger mi, zor mu olur diye dusunup tasindik. Hayata gecirmesi dusunme bolumunden daha az sancili oldu. Hayalimin pesini birakmadim, hirsla umitle sarildim. Anne olmak, cocuklarimla ilgilenmek, onlara vakit ayirabilmek vazgecilemez bir ayricalik ama neticede anne olmadan once de ve anneyken de onemli olan bir konu var: Ben bir insanim ve benimde yapmak istediklerim, hayallerim, pesinden kosmak istedigim seyler var. Hayat, ozellikle coluk cocuga karisinca, oyle bir hizli gecer oluyor ki; bu istediklerimi biraz oteleyeyim, ozveride bulunayim dersen zaman akip gidiveriyor. Zaman uygun bir hal aldigindaysa kendini hem yorgun hem de motivasyonunu kaybetmis hissediyorsun. Iste bende gucumu buradan alarak girdim bir ise. Artik bende kendi isini yapanlar grubuna katildim. Love to Cook diye de bir sirketim bile var:) Burada ne mi yapiyorum? Yemek pisirme kurslari veriyorum. Isler iyi gidiyor, kendimi hirpalamadan, gozumu hirs burumeden annelikle ahcilik arasinda denge kurmaya calisiyorum. Ara sira Facebook sayfamdan yemek tarifleri bile veriyorum.

Iste sonuc olarak buraya gelecegim. Bu tarifleri "Bir de Turkce yayinlasan ya", dedi cok sevdigim bir tanidigim. Artik bir tane daha blog, sayfa, web sitesi vs. acacak sabrim olmadigi icin bizim Hollanda'daki "tatli hayatimizi" anlattigim bu blog bir konu basligina daha ev sahipligi yapmaya basliyor. Hadi hayirli olsun! Sizlere de simdiden afiyet olsun!


9 Ocak 2012 Pazartesi

Mantimania

Lara tam bir manti delisi. Sadece Turkiye’ye gittigimizde yesede – ki bu senede ya bir, bilemedin iki kere oluyor- en sevdigin yemek ne diye sorsalar MANTI diye cevap verir.

Iki haftalik Noel tatilini sakin ve huzurlu bir sekilde evimizde gecirmeye karar verince, havalarda genelde yagisli ve firtinali gecince bir gun manti yapalim gel dedim. Sasirdi once Lara, sonra hevesle basladi manti yapmaya. Daha once manti yapanlara kapamaya yardim etmisligim vardi. Hamur isi yapmayi da severim ama bu kadar cok emek harcanip bu kadar cabuk tuketilen seylerle ilgili hep dusuncelerim vardir. Neyse Lara seviyor – ben de severim aslinda - diyerekten koyulduk ise. Hamur hazirlandi, dinlendirildi, acmaya sira gelince koca sozu dinlendi ve hamur acma aparati kullanildi. Boylece kuvvet harcamadan hamurumuz incecik hale geldi. Bardak agziyla kolayca kesilip, kapatildi. Bu klasik Turk manti kapamasi degil aslinda ama eskiden Lara’ya bakicilik yapan Turkmen bir bayan vardi. Ondan ogrenmistim boyle kapamayi, bizim klasik kapamaya gore daha kolay ve cabuk. Italyanlarin tortellinisi gibi aslinda. Biz icine kiyma koyuyoruz, sos ve yogurtla yiyoruz. Ha bir de Italyanlar bunlardan 10-12 tane yiyor ilk yemek olarak; biz ise bir, belki iki tabak goturuyoruz.

Isi hamur acma aparatiyla kolay hale getirince, ileride degisik tortelliniler denemeye karar verdim. Icleriyle ilgili simdiden fikrim var. Balkabakli ve yabani mantarli birseyler deneyecegim.

DSC_2072DSC_2069DSC_2066DSC_2061

30 Aralık 2011 Cuma

Iyi seneler herkese!

Butun okuyanlara, okumayanlara, okuyamayanlara saglik, keyif ve huzur dolu bir yil diliyorum!

DSC_1993

19 Aralık 2011 Pazartesi

Yilbasi cicek duzenlemeleri

 

071

Eski blog yazilarimda cesitli cicek duzenlemelerimden koymustum. Uzun zamandir bloguma hicbir duzenlememi koymamisim. Aslinda cogu zaman evimizin bir kenarinda, kosesinde yer alir ciceklerim. Keyfim kacikken, keyfimi yerine getirirler. Duzenlerken kafam dagilir, gelip gecerken gordugumde ise gonlum acilir. Keyfime diyecek olmadiginda da ise yararlar. Icim icime sigmaz, renklerine vurulurum, kokularina hayran kalirim. Beni benden alir her gordugumde.

Simdi Noel zamani, yine heryer isildadi. Sokaklar, carsilar, vitrinler, agaclar, evler… Pek seviyorum yilin bu zamanini, issiz sokaklarda aksam saati dolanmayi, biribirinden ozenle isiklarla, suslerle bezenmis evlerin icerisine goz atmayi, hayaller kurmayi.

Bizim ev de aldi yerini butun isiltisi ve susuyle. Bize de keyfini surmek kaldi, yilin en keyifli, son gunlerinin.

032  

070

5 Aralık 2011 Pazartesi

Picasso Lara!

Lara'nin resimlerindeki Picasso esintilerine bayiliyorum. Saf hayal gucu ve yaraticilik. Sanat boyle birsey olmali:)



I love the Picasso breeze in Lara's paintings.
Pure imagination and creativity. Art must be something like this:)